29 Nisan 2009

Çim Ada'm Büyüyor...

Evde bir adet Çim Adamımız var... Adı Ada'm...Büyüyor.. Fışkırıyor desek... Artık keltoşluğu kalamdı.. yakında biçimsiz uzayan saçlarını Ada Hakan abisine (berberimiz) götürmek istiyor.. Bakalım Kısmet...

Heyyyoooo ilk çimlerimiz çıktı... 25 Nisan








Ve şu an son hali.. 28 Nisan

20 Nisan 2009

Polonezde Baharı Karşıladık..


Bu haftasonu istanbul'a bahar geldi çok şükür.. iliklerimiz kemiklerimiz ısındı.. güneşi saç diplerimize kadar hissettik..Tabii ki Cumartesi pazar Polonezdeydik.. bahçede olmak, bizim için de çocuklar için de büyük keyif ve rahatlık.. Mangal yaptık, çimlere uzandık, yürüyüş yaptık.. kısacası doğaya ve bahara merhaba dedik...

Bahçıvan Ada, dedesiyle birlikte iş başında ....

9 Nisan 2009

İzmir'e Gittim Geldim...

Fotolar burda.....

Pars ve Can Pamir'in doğum günleri


Pars 2 oldu.... yaşasın....


Can Pamir'imiz de ilk yaşını doldurdu...


İkisi de aynı gün oldu ve biz çocuklar gibi şen doğumgününden doğumgününe gittik... akşama üçümüz de pestil durumdaydık...


Baharın bu ilk günlerinin birer müjdecisi olan çocuklarımıza tekrar İyki Doğdun diyoruz....

26 Mart 2009

En doğru okul hangisi...

BÜMED çocukları için okul seçecekleri okula karar verme aşamasında aileleri Türkiyenin en iyi okullarıyla buluşturuyor

18 - 19 Nisan tarihlerinde BÜMED 'de....

20 Mart 2009

Zeyrekhane

İzmirli arkadaşım Hande ile gezmeye devam..
Unkapanı İMÇ karşısındaki Zeyrek Bölgesinde bulunan ve Koç tarafından işletilen Zeyrekhane de bir öğle yemeği...
Çevre biraz tekin değilmiş öyle dediler ben arabayla kapısına kadar çıktım park kolay ama tabela filan yok bulmak için.. Kızlar yürümüşler aşağıdan yukarıya.. neyseki başlarına bişey gelmedi..
Sizi süper bir taş bina karşılıyor Molla Zeyrek Camii yanında (ki eskiden kilise imiş, şimdilerde restorasyonda)..çok otantik bir atmosfer, her yerde eski eşyalar, ve muhteşem bir eski İstanbul manzarası..her gece 22.00 ye kadar açık, Pazartesileri kapalı.. porsiyonlar kallvi ve ağır yemekler...süper bir terası var özellikle bahar ve yaz aylarında özel bir gece için ideal olabilir, yabancı misafirler için süper bir alternatif...
afiyet olsun...

Ayasofya - Sultanahmet

Hande geldi İzmir'den
sağolsun, İzmirli olarak bize İstanbul'u gezdiriyor..
İlk gün Sultanahmet - Ayasofya ve Kapalıçarşı yaptık... geçenlerde de Unkapanı Zeyrekhane'ye gittik...
Sultanahmet ve o bölgenin dokusu kokusunu nasıl da insanı başka yerlere alıp götürüyor.. En az 10 sene olmuştur Sultanahmet'de gezmeyeli.. Evet Kaplıya gidiyoruz, Cağaloğlu'ndan iniyoruz ama koşmaca kovalamaca bir üst yola çıkıp şöyle bir tarih solumuyoruz...
Ayasofya çok güzeldi..ortadaki iskeleyi küçültmüşler ama halen restorasyon devam. Bazı feci restorasyon olayları var görmemeye çalıştık.. fakat o ne ihtişam o ne işçilik ve o zaman için nasıl bir yapı...şamdan aydınlatmalar, duvardaki mozaik ikonalar.. yukarı katta bir sergi vardı.. tüm mozaiklerin gerçek halleri ...
Four Seasons Otelin yanında inşaat yapılırken keşfedilen yeni kazı alanına baktık.. maalesef halen biraz ötesinde inşaat devam ediyor, edebiliyor, oysa orada da ne kalıntılar vardı kimbilir...
Turingin işlettiği butik otellerin sokağından aşağı indik, Sarnıç diye bir lokanta var, gidilesi görüşlesi bir atmosfer..oradan ver elini Sultanahmet Köftecisi... Tabii yemeği eritmek lazım, hemen Kapalıçarşı'ya girdik... Bedesten'de harika bir hat sanatçısı ile tanıştık, çok güzel çalışmalar var, hangisini alacağımızı şaşırdık...
Tatlı bir yorgunluk ile dönüş için Mahmutpaşa'dan aşağıya....

Modern Ailelere Bilgece Öğütler

Boyner Yayınlarından çıkmış zamanında almışım... ama tam bir başucu kitabıı... William Martın..
halen var ise ortalıklarda almanızı tavsiye ederim....

****

Çocuklarınıza neyin "iyi" olduğunu öğretirseniz
liste dışı herşeyin "kötü" olduğuna kannat getirirler..
Neyin "güzel" olduğunu öğretirseniz, geri kalan herşeyin
"çirkin" olduğunu
çıkarımsarlar..

***

Bugün durumlardan, kişilerden
nasıl söz ettikelrine dikkat edin..
"Çok kötü", "Amnma aptal ya" düzeltmeyin
Kimden, nereden öğrendiklerini süşünün..
Zaman, yeni bir derse başlama zamanı

****

Dalya dedik... 100.yazımı yazmışımmm

100.yazımız yazmışım... kimler beni takip ediyor bilmiyorum ama ben yılmadan bazen arayı açsam da yazmaya devam ettim... beni yorumlarıyla destekleyenlere teşekkürler...yazamay devam yazılar birikti....

11 Mart 2009

Bi gülümse bakiiim... Yorumsuz...


Adanın kamerasından Yağız....

Ada kendi kamerasından..Yorumsuz...







Canım benim....


Leylacık 9 aylık oldu bile ...o bizim prensesimiz... neşeli, akıllı halacım benim....sen bir içim su....insan özlüyor valla....her gün göresim geliyor... hala olmak böyle birşey herhalde....hadi bekliyoruz diğer 2 diş nerde kaldı şekerim....

16 Şubat 2009

Hayat Bir Çocuğa Nasıl Anlatılmalı?

Aylin Kotil, Cumhuriyet Gazetesi
Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, 'Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum' dedi. Sorusu kolaydı ama yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım: Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı 'insan yetiştirmek' olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın. Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını... Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden 'neden ben değil de o?' demeden... Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona. Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini, kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu, gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. Kitaplardan keyif almasını, ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını , ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı. Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona, sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını. Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla. Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar, bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine... Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona. Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret. Alın terine saygıyı öğret ona. Aşk acısı çekmenin hiç âşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret. Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret, başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı. .. Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret. Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat. Hayatı sorgulamayı öğret ona... Bilginin en büyük güç olduğunu öğret. Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını. Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret. Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı... "İstemiyorum" , "hayır" demeyi öğret ona, istediğinde ise "istiyorum" demeyi, Sevdiğinde ise "seni seviyorum" diyebilmeyi öğret ona. Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını... Sorgusuz sevmeyi... El yazısı ile notlar yazmayı... Lafı dolandırmamayı ... Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona. Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını, İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret... Ama en çok da kendini sevmesini öğret... Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini... Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini... Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını... Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona...

2 Şubat 2009

Simba seni çok özliycez....




Simba sessiz sedasız aramızdan ayrıldı... Erol babanın dediği gibi, eğitimliydi, akıllı usluydu, hepimize sevmeyi, karşılıksız sevmeyi öğretti....Bir süprizdi gelişi, eski evde, arka odada, gazete kağıtlarının üstünde, hafif titrek, oraya buraya yalpalayan, minicik bir beden...hepimize sokuluyor, kokluyordu...çok belirgin sahneler var gözümün önünde bir tanesi de Adayla ilk tanışması...


Simba seni sevdik, ailemizin bir parçası oldun...


Seni unutmayacağız...


Adayala da paylaştık bu olayı, ne kadar olsa bizim üzüldüğümüzü gördü ve birşeyler olduğunu anladı ... ilk söylediği "O Parsın köpeği...Pars şimdi çok üzülmüştür... onun yanında olmam lazım"


Sonra da düşündü taşındı ve şu yorumu yaptı : "Simba şimdi nerde? O gitti...Poloneze gitsek onu bulur muyuz? Ya da Silivri'ye mi saklandı acaba...."


Simba hep aramızda olacak Ada cım....

6 Ocak 2009

17 Ekim 2008

16 ekim tarihe geçmeli....

Ada artık kakasını tuvalete yapıyor... Zafeerr bizimdir....kehkeh :)))
dün akşam itibariyle ada beyi biraz sıkıştırdık ve önce banyoda biraz oyaladıktan sonra baskılara dayanamayan Ada tuvalete ucundan yetişti ve kakasını tuvalete bırakmak zorunda kaldı... nasıl sevindi anlatamam... allahım nelere seviniyoruz...neyse.. bu bizim için öenmli bir aşama tabiii ki...ondan sonrasında kendisine uzun zamandır sakladığımız bir oyuncak ile ödüllendirdik ve teşekkür ettik...umarım ıslak ıslak banyodan çıktığı için hasta olmayacak.. ama değer valla...sevgiler ve bezsiz bir dünya ....

Leylamız Büyüyor....


16 Ekim 2008

çok zaman geçti....naaptık bu arada...


çok uzun zaman geçmiş... nasıl yaniii dedim kendime ama işte pazartesiden cumaya haftalar birbirini kovalıyor ve biz zamana yetişemiyoruz... bir aydan fazladır neler neler yapmadık ki... kışa başladık, okullar açıldı, işler güçler feci yoğun... bayram geldi geçti.. tabii ramazan da ...önümüz kış.. ilk gribal hastalıklarımızı olduk bile...bu kış böyle geçecek herhalde... hangi birini anlatayım olayların... ama ada büyüyor, yaz başından bu yana 1,5 cm uzamış, ayağı bir numara büyümüş, annemin değimiyle "akıllanmış" bir oğlan çocuğu oldu... bebeklikten iyice çıkmaya başladı... tabii ki horrible 3 olaylarımız devam edebiliyor, ara sıra bir tuttu mu inanılmaz zor oluyor..bizi taklit ediyor.. hele babayı nasıl kopyalıyor anlatamam, rol model dedikleri bu olsa gerek... aynı bakışlar, aynı el hareketleri... yer cücesi formatında...oğlum benim seni çok ama çok seviyorum....işte size bir kolaj....sevgiler