24 Aralık 2007

Bu hafta ne yesek??

KIş sebzeleri ve bol bol vitamin gerekli bize... malum grip etrafta kolgeziyor...
Ne yapalım derseniz?
Pazartesi
Tarhana Çorbası, Z.yağlı Kereviz yaptık biz...
Yanına da Piliç But (haşlanmış azıcık domates salçalı ve sarmısaklı) ile Erişte Pilavı
Akşama Tavuk Kroket (çocuklara hem yemesi kolay oluyor hem de zevkli) - Fırında Kremalı Patates..
Salı
Arta kalan yemeklere bir de zeytinyağlı kabak ekledi..
Evet kabak mevsimi değil ama malum tuvalet sorunlarından dolayı Ada mızı biraz rahatlatsın diye azıcık da olsa yapıyoruz :))
Çarşamba
Kıymalı Makarna bol yoğurtlu...
Akşama Balık var ....yanında da salatamız ve sebzemiz ile..
Perşembe
Yoğurt Çorbası
Kıymalı makarna,
Akşama da Mısır Gevrekli (Cornflakes) Tavuk ile Pilav
Cuma
Çorbamıza devam,
Tavuklu - Ispanaklı Krep (fırınlanmış), bol salata ile..
Haftaya görüşmek üzere afiyet olsun...

Evdeki Hesap Çarşıya Uymadı ....

Bayramda mutfağımız tatil olacak ve annelerin mutfağına gidicez dedik ama maalesef hesap tutmadı... Babamız ve oğlumuz Ada arife gününden itibaren hasta oldular.. Ateş, hapşırık, boğaz ağrısı v.s....Bayramın 1. günü nöbetçi eczaneden alınan antibiyotikle ancak kendilerine geldiler.. Tabii bizim Bayram ziyaretleri de aksadı maalesef... Çok az yere kısıtlı olarak çıkıp geldik...Zaten ilk gün hiç biryere gitmedik..
Bu arada ilk gün bu eczane arayışları esansında gördüğüm manzaraları unutamayacağım, insanların gözleri naylon torbalar ile bağlanmış danaları veya koyunları ordan oraya iteklemeleri, görmeyen hayvanın sağa sola yalpalaması, sırtına kıçına yediği sopa darbeleri ve sonunda onu bekleyen bahçede veya sokakta kesim, vahşet manzaraları... uzun bir süre et yiyebileceğimi zannetmiyorum... biz naapıyoruz... Bayramda sevap mıdır bu yapılan, niye hala bu kadar ilkeliz.. neden illa da kendi "oto yıkama servisimiz"de, "bahçemiz"de, "sokağımızın ortasın"da, illa da millet görsün, çocuklar kesilen et parçalarını torbalarda taşısınlar.... bu nedir, gösteriş midir yoksa gelenek görenek midir, nedir??
Her neyse, her işin bir yolu yordamı vardır ama biz asla adam olmayız...

18 Aralık 2007

Bir yemek hikayesi...

Menüleri haftalık planlamak gerçekten zor oluyor ama en pratik yol da bu... pazar akşamı elimde kağıt kalem oturup defterlerden kitaplardan resmen yemek dersi çalışıyorum, maksat aynı şeyleri tekrarlamayalım, et tavuk balık ve sebze eşit yensin....
bu haftanın menüsü ise şöyle(öğlenleri de aynı yemeklerle kombin yapıyoruz):
pazartesi
tost ekmekli et yemeği,
bulgur pilavı
zeytinyağlı kereviz
akşamüstü bebe bisküvili supangle
salı
bezelyeli tavuk but
kalan bulgur pilavı
zeytinyağlı ıspanak
akşamüstü meyve saati
çarşamba
pazı dolma
makarna ve kalan zeytinyağlılar
akşamüstü süt ve bisküvi
perşemve ve cuma ve haftasonu Yaşasın Bayram Mutfaklarındayız :))
Afiyet Olsun...

İYİ BAYRAMLAR....


Ben de nerde o eski bayramlar demeyeceğim ama maalesef Bayramlar artık birer tatil seçeneği haline geldi.. İnsanlar fırsat mı bu fırsat deyip bugünlerde kendilerini bir yerlere atıyorlar.. Belki de iyi oluyor bu sayede ailecek beraber doyasıya vakit geçirmek, biraz da şehirden ve günlük rutinden kaçmak mümkün oluyor.. Aksi takdirde şehirde kalsak, aile ziyaretleri için bir bu yana bir o yana trafikde ne yapacağımızı şaşırıyoruz.. Bu da biraz İstanbul gibi yerlerde eziyet oluyor hepimize.. Eskiden , belki de hayat bu kadar karmaşık ve hızlı akmazken, Bayramlarda ev ziyaretleri bir aktivite seçeneği olarak cazip imiş, ama maalesef bugünlerde sanki buralardan herkes en küçük bir fırsatta kaçmak ister gibi...

Her nerede olursanız olun, iyi bayramlar ve keyifli zamanlar diliyoruz

Fındıx

17 Aralık 2007

Pars Bizde :))







Pars bize misafirliğe geldi... annesiyle babasının biraz işi vardı ve biz çok mutlu olduk....

Tiyatroya Gittik ....

Ada ile ik kez tiyatroya gittik, TARZAN Oyunu Akatlar Kültür Merkezinde, sağolsun lale :)) çok eğlendik, ben en fazla 5-10 dakika vermiştim benim kurtlu oğluma ama kendisinin doğuştan artiz oluduğunu ve tiyatroda kendini bulacağını hesaba katmamaışım... Oyunu başından sonuna nefessiz izledik, alkışlarla tempo tuttuk, arada da "ama bu şimdi neden oldu?" gibi herkesin gülüşmesine sebeb olan sorular hariç uslu uslu oturdu. Haa bir de "ben de onların yanına gidicem aslana elliycem" istedi ama tabii bunun olamayacağını anlattık... Çok keyifliydi.. Şimdi sabahtan akşama kadar ne zaman "tiyatoraya" gidicez diyor. Bakalım fazla üstüne varmadan en kısa zamanda bir başka oyuna mutlaka götüreceğim..

11 Aralık 2007

Diş Buğdayı ....




Pars cığımızın dişleri çıktı... annesi ona dişbuğdayı yapmayı istiyor bu vesileyle ben de diş buğdayı tarifi veriim dedim lazım olabilir...




İNCİ GİBİ DİŞLER TANE TANE HEDİKLER.....
Bebeğin ilk dişini görene hediye verilirmiş ....biz de yapılan dişbuğdayın için bir çeyrek altın koymuştuk ve kimse çıkarsa kısmet diyerek :)) servis yapmıştık..

Malzemeler (8 kişilik)
1 su bardağı aşurelik buğday
1/2 su bardağı kuru fasulye
1/2 su bardağı nohut
2 su bardağı toz şeker
Üzeri için:
1 su bardağı dövülmüş ceviz (irice)
1/2 su bardağı badem içi (bütün)
1 su bardağı sarı leblebi

Bir gece önceden buğday, fasulye ve nohutu ayrı ayrı kaplarda bol ılık suyla ıslatın. Ertesi gün, iyice yıkayıp süzdüğünüz buğday fasulye ve nohutu bir tencereye alın, üzerine en az 10 bardak su ekleyip orta ateşte ara ara karıştırarak buğdaylar iyice yumuşayıncaya kadar pişirin (biz önce hepsini bir tencerede bir taşım kaynatıp, sonra düdüklüde yaptık, sanırım 35- 40 dakikada gayet iyi pişti, şekeri de sıcak iken karıştırdık). Ocaktan almadan 10 dk önce tozşeker ekleyip karıştırın. Ocaktan alın suyunu süzün ve iyice soğuyunca derin bir kasenin içine boşaltıp süsleyebilirsiniz, ya da küçük kaselere paylaştırıp servis edebilirsiniz.

Şimdiden size afiyet olsun....


4 Aralık 2007

Bozulan Buzdolabı ve Yemeklerimiz..

Bu haftasonu buzdolabımız bozuldu... Geçen hafta da çamaşır makinası bozulmuştu... sırada bulaşık makinası var, hadi bakalım...
Buzdolabı ve buzluk bozulunca herşey çöpe gitti, biraz geç farketmişiz, Ada'ya hazırladığımız buzlukta yer alan haşlanmış kurubaklagiller, et ve tavuk parçaları ve maalesef Pars'ın son anne sütleri de çöp oldu...Murrphy Kanunu, herşey üst üste geliyor :))
Dolayısıyla menüler çok pratik ve hızlı ve saklayamadığımız için tüketilir bu hafta...
Pazartesi , İnce tavuk göğüs, süte yatırıp, galeta ununa buluyoruz, püre, Zeytinyağlı yer elması
Salı, Kıymalı Bezelye, Arpa şehriye makarna, çikolatalı puding, akşama Kıymalı Makarna, Pırasa
ve tabii her öğünde bir kase yoğurt..
Yarın Çarşamba, Balık günümüz.. geçen hafta somon yemiştik, somonlu makarna Adanın favorisi... Bu hafta herhalde levrek alırız diyorum..Fırında Soslu Levrek, hem içine koyduğumuz sebzeler hem de sosuyla pek doyurucu oluyor..
Perşembe ve Cuma ise peynirli fırında ıspanak, tavuk baget, bol sarımsak ve domates soslu..
Cumadan sonra ise Annenin Mutfağı Tatilde :))))

Oyun ve Beslenme Saati ....






















16 Kasım 2007

Kış Sebzeleri

Biz kışın hangi sebzeleri yiyicez... Çocukla birlikte ev yemekleri kervanında kışın tavuk ve etin yanında sebze bulmakta çok zorlanıyorum. Hep aynı şeyler: Pırasa, Karnıbahar, Kereviz, Ispanak... Bunların hepsi gaz yapıyor fazla tüketemiyoruz. Eeee peki biz naapıcaz?? Tabii yazdan çalışan karınca misali biberleri, bazı sebzeleri derin dondurucuda saklamak mümkün, ama benim gibi dondurucusu çok küçük olanlar için bu iş biraz zor :(( Neyse yaratıcılığımızı konuşturucaz artık :))

9 Kasım 2007

Küçük Korkularımız Başladı :((

Tuvaletten, benim yatak odamdan çıkan timsahlar, ya da kendi odasının duvarından gelen balina, ya da dedenin resminden bakan timsah... daha başka şeyler de var tabii.. Ada odasından, karanlıktan, tuvaletin kapağının açık olmasından, kendi odasına yalnız gitmekten, balkona çıkmaktan korkar oldu bir anda.. Ağlamalar, uyanmalar ve artık burada yatmıycam diye sabahın 5'inde kalkmalar... Korkularını ifade ediyor esasında, pek çok çocuğa göre şanslıyız belki de ama bunlarla nasıl başedeceğiz.. Korkma demek yetmiyor ki.. Dün akşam pencereden dışarıya bakıyoruz, babamızı bekliyoruz, birden bire bir şimşek çaktı.. Bizimki yerinden fırladı,"mavi oldu yeşil oldu" şeklinde ve bütün gece "Anne, pencereleri kapat fişek bizim eve gelmesin" diyip durdu.. Güler misin ağlar mısın??
Bir kere kendi tepkilerimizi kontrol etmemiz gerektiğini biliyoruz. Yani, öncelikle köpek görünce kaçan, böceğe bağıran bir anne olursak çocuk da bizi taklit edecektir.
Sonrasında da onun korkularını görmemezden gelmemeliyiz. Korkacak birşey olmadığını anlatmak işe yaramayacaktır. Ancak, kendini ifade etmesine ve korkuları tanımaya çalışmasına çalışabiliriz.
Onu kaygılandırmadan, sakin olacak şekilde, onun yanında olduğumuzu hissettirerek, korkulacak durumla karşılaştığında kendini güvende hissetmesini sağlayabiliriz. Birlikte deneyler yapabiliriz.
Bir makale okumuştum: Korkulan nesne ile mesafeyi aşamalı olarak azaltın diyordu. Örneklerle aşama aşama, kitapla, resimle, sohbet ile yavaş yavaş korkulan örümcek, böcek v.s. ye yakınlaştırmaya çalışabiliriz.
Biraz da zaman tanımak lazım.. Bekleyelim ve görelim.

6 Kasım 2007

Bir Araştırma : Çocuklarımızın Fanatiği Olduk :))

Uzun zamandır elime geçen bir araştırmanın sonuçlarını sizlere yazacaktım, bir türlü sıra gelmedi. Aranızda okuyanlar olmuştur ama ben bir kez daha bir özet yapmak istiyorum. AC Nielsen farklı sosyoekonomik gruptan ve illerden 800 anneyle konuşarak, geleceğin tüketicilerini yetiştiren Türk annelerini kategorilere ayırmış : Fanatik, Cankurtaran, Star ve Patron Anneler. En geniş grubu yüzde 40 ile "Fanatikler" oluşturuyor. Bu gruptakiler o kadar çocuk odaklı yaşıyor ki, onaylamasalar bile her istediğine "Tamam" diyor ve sürekli kendini yetersiz hissediyor !! Bu araştırmadaki en önemli sonuçlardan biri de bu grupların hepsindeki tüm anneler çok bunalmış, daima yorgun, çocuklarını mutlu etmeye çalışırken sürekli sıkıntılı bir hayat yaşıyor.
Fanatik anneler,
hem bir birey olarak hem de anne olarak kendiklerini daha yetersiz ve eksik hissediyorlar,
hayattaki en önemli enerji ve güç kaynakları, çocukları. Sürekli olarak çocuklarına faydalı olmak için çabalıyorlar,
çocukları ile olan ilişkilerinde yanlış ve istenmeyen bir davranış göstererek, çocuklarının kendilerinden uzaklaşması korkusunu yaşıyorlar,
onları kaybetmemek için, her istediklerini yapıyorlar ve bunu babalardan saklıyorlar,
hergün çocuğa özel aktivite yapmaya çalışıyorlar, çocuklarıyla haftada 3-4 kez markete gidiyorlar ve daha sık fast food tüketiyorlar,
kendi çocuklarıyla aynı yaşta çocuğu olan anneler ile arkadaşlık yapıyorlar,
zamanında kendi yapamadıklarını çocuklarının yapmasını istiyorlar,
çocuklarıyla aralarında çok fazla kesin ve uzun süreli kuralları yok,
kızdıkları zaman dayanamayıp hemen affediyorlar, çocuklarının üzüldüğünü gördükleri zaman hemen 'evet' diyebiliyorlar. Çocuklarına arkadaş gibi davranıyorlar.,
daha çok çocukları kendi istedikleri bir şey yaptığı zaman ona hediye alıyorlar,
çocukları üzülmesin diye onaylamasalar bile bazı yiyeceklere izin veriyorlar,
gıda alışverişlerinden kendi tercihlerinden çok, çocuklarının istediklerini alıyorlar ( hatta markette, çocuğa ayrı araba verip "bu senin sepetin, istediğini al" diye özgür bırakıyorlar).
Cankurtaranlar,
annelerin %16sı cankurtaran. Onlar için anneliğin en önemli yönlerinden biri çocuğa doğru model olabilmek. Bu nedenle hayatın farklı alanlarındaki duruşlarına özen gösteriyorlar.
fotoğrafta olmak yerine, çeken olmayı seçiyorlar,
cocuklarının mutlu olacağı bir ortam yaratıp arka plana çekilmeyi tercih ediyorlar,
çocuğa YTL hesabı açtırma oranı bu grupta yüksek,
sosyallik bu anneler için çok önemli,
çocuklarının farklı farklı arkadaşlıklar kurmasını destekliyor, okul dışında aktif bir hayatı olmasını istiyorlar,
ilişkiler çocuk merkezli olmasına rağmen, annenin de çocuktan beklentileri var, kuralları var ama dayatarak değil, açıklayarak anlatıyorlar,
çocukların yemeklerine, kıyafetlerine, arkadaşlarıyla dışarı çıkmasına, oyunca ve kırtasiye malzeme alımına kendileri karar veriyor ama maddi konulara baba karar veriyor,
kendi kendilerine kalabilecekleri ve güç toplayabilecekleri alanlarda olmaktan keyif duyuyorlar,
hem kendileri hem de çocukları için aratırma yapıyorlar, çocuklarının gelişimine katkısı olabilecek kursları v.s. takip ediyorlar,
çocuğun aldığı kararları destekleyip , ihtiyacı olduğunda çocuğun yanında olduğunu hissettiriyorlar,
çocuk ve aile dergileri alma oranı yüksek,
internete dfaha çok bilgi edinmek ve alışveriş için bağlanıyorlar,
hediye alma ve ödüllendirme davranışları diğer annelerden daha sık,
babanın çocuğun her istediğini alması bu gruptaki anneleri sinirlendiriyor, kurdukları düzenin bozulduğunu düşünüyorlar, anne babanın uyumlu olması çok önemli.
Star annelere
gelince, bireysellikleri ve kendi mutlulukları ön planda olan Star anneler, yüzde 29 ile ikinci en büyük grup, çoğunluğu çalışan bu grupta hamburger ve pizza tüketimi yüksek,
çocuğun kendilerini eleştirmesine izin veriyor, tartışmaya açık, babaya haber vermeden bazı şeyleri çocukla halledebiliyor,
çocuğuyla olan ilişkisinde rahat, arkadaş gibi çatışmaya girmiyor,
çocuğa her konuda iyi model olduğunu düşünüyor ve kendini yetersiz görmüyor,
çocukları için yaptığını mecburen yapmıyor,
annelliğin bireyselliği ve sosyal hayatı öldürdüğünü düşünüyorlar,
kendi mutluluklarını sağlamadan, çocuklarını mutlu edebileceklerine inanmıyorlar,
çocukların temel ihtiyaçları hariç, diğer isteklerine ve gelişimlerine karşı çok duyarlı değiller,
bu konularda genellikle aile büyüklerinden destek alıyorlar,
ağırlıklı olarak özel günlerde hediye almakla beraber, diğer gruplardan farklı olarak herhangi bir neden olmadan da yüksek oranda hediye alımı yapıyorlar,
eşlerine ve kendileri zaman ayırıyorlar, sadece çocuklarına özel aktivite yapmak veya onların yaşı çocuklu ailelerle görüşmek gibi bir eğilimleri yok,
star annelerden biri hamile iken bir eğlence ortamında sigara içmemesini (normalde içiyor) "fedakarlık" olarak görüyor,
bir diğer anne ise arkadaş sohbet ortamlarını özlediğini belirtiyor,
anne çocuk ilişkisinde en çok hoşlarına giden nokta çocuklarının kendilerini karşılıksız sevmesi ve her halleriyle kabul görmeleri,
çocukla ilgili eşlerden destek alıyorlar,
annenin istemeyip babanın onayladığı herhangi bir konu olmadığını söyleme oranı yüksek.
en son grup ise Patron Anneler,
çocuğun okuldaki başarısı tüm annelerden daha çok önem taşıyor. Çünkü bu, aynı zamanda kendi başarıları anlamına geliyor.
kararları çocukları adına kendileri almayı tercih ediyorlar, çocukların düşünceleri ve tercihleri arka planda kalıyor,
babanın annenin kararı dışında hareket etmesi ve her istediğini alması bu anneleri çok sinirlendiriyor,
daha çok çocuklarını karnelerind ekırık olmadığı zaman hediye alıyorlar, hediyeler kıyafet ağırlıklı,
kendi hırslı ve mğkemmeliyetçi yapılarından dolayı çocuklardan bekledikleri başarı oranı çok yüksek,
çocuklara sevgilerini gösterme konusunda mesafeliler, aşırı sevginin şımartacağını düşünüyorlar,
zamanlarını çocuklarına göre planlamakla birlikte kendi kuralları da kesin ç,zgilerle belirlenmiş,
özellikle akraba ziyareti yapmayı tercih ediyorlar ve ödüllendirme yöntemlerinin başında da bu ziyaretler geliyor,
simit sarayı, lahmacun pide salonu en çok gittikleri yerler,
tüm ailenin bir arada olması çok önemli, bu nedenle kalabalık aile aktivitelerini tercih ediyorlar,
çocukların başarıları kendi başarıları olduğuna inandıklarından, çocukların derslerine daha çok yardımcı oluyorlar.

İşte böyle bazı detay bilgileri de daha sonra yazacağım...



24 Ekim 2007

New Jersey anıları




Melina ve Seda ile Cheese Cake Factory'de...


Melina ve Sedaya o güzel gün için tekrar teşekkürler, gönül isterdi daha çok zaman geçirelim ama saatler kısıtlı, yine de hayatımda yediğim en büyük ve en lezzetli hamburgerin keyfi bir başkaydı...

22 Ekim 2007

Anne New York'tan Döndü :))

Evet, zaman hızlı geçti ve ben döndüm.
Oğlum kapıda beni bekliyordu, çok güzel bir duygu, ne kadar özlediğimi anlatamam. Ama sanırım bu arayı baba onunla olduğu için daha hasarsız atlattık... Bu sabah okula gitmek biraz zor oldu... bir de sürekli "annem yapsın" olarak dolaşıyoruz o kadar :))
Herkese tekrar merhaba..
Kızlars NewYork tatili için hepinize teşekkürler. Siz olmasaydınız böyle güzel geçmezdi, dolu dolu 1 haftayı birlikte geçridik, size alışmışım, sabah kahvaltıda gözlerim sizi aradı... Banucum, bu satırları okursan, bil ki sensiz NY hiç olmazdı, bu şans için sana ayrıca yüzlerce thanks :)) Seni bekliyoruz....
Bendeki ilk fotolar burda, Handecim ve Elifcim, sizinkileri de bekliyorum ....

4 Ekim 2007

İşe gidiyor olmak ..

Hangisi zor acaba, işe gidiyor olmak mı yoksa evde kalmak mı??
Doğrusu bir süredir Ada ile yaşadığımız sorun bu: "anne işe gitme, baba gitsin" diyor. Nasıl da ve nerden aklı erip de daha 2,5 yaşında olmayan velet bunu söylüyo bilemiyorum, mutlaka bir yerlerden bilgi bombardımanı , duyuyor. Her sabah abla gelince bir kıyamet, "gelmesin".. Soruyoruz, "ben işe gidince abla sana bakıcak o olmazsa sana kim bakar", Ada cevap veriyor "sen bak"..Çok kolay ve basit bir denklem değil mi?? Kahvaltıyı veririken abla gelip de eğer ben hazırlanmak için kalkarsam, daha da büyük bir tiyatro oynanıyor.. O nedenle bu aralar benim mesai 10 da başlaıyor.Mümkün olduğunca biraz zaman ayırıyorum Adaya ve ondan sonra zor da olsa bir ayrılık faslı yaşıyorum.. Asansöre binince ne kadar kötü olduğumu anlatamam ama sanırım bu tüm işe giden annelerin hissettiği ortak bir duygudur. Şİmdi okul faslı başladı, gidinceye kadar bize kök söktürüyor, gitmeyelim, giyinmeyel,m v.s. Biz de artık söylemiyoruz, hep birlikte çıkıcaz diyoruz ve hazırlık başlıyor.. Okula girince , arkasını dönüp bana bakmıyor bile, çok komik değil mi? Hadi güle güle ben gidiyorum filan yok... Ama evden anne işe çıkarken oynanan dram sahnelemeye değer...Fakat okula gidiyor olmak bana da iyi geliyor, oradaki uzman kişilerle sohbet etme ve fikir alma şansım oluyor ki gerçekten beni çok rahatlatıyor... Bir üçüncü ve profesyonel göz her zaman lazım...

1 Ekim 2007

Hoşgeldin Ramazan , İftar Daveti




Sevgili Ayşen teyzecim, bizi iftara davet etti, harika bir sofra her zamanki gibi, dört dörtlük..."Biz bizeyiz, valla bişey yapmıycam" la başlayan ama donanmış bir sofra.. teşekkür ederiz.. İtalyan aileleri gibi, çoluk çocuk dizildik :)) Allah artırsın soframızın bereketini, sağlık sıhhat versin hepimize :))

Okullu Olduk :))))

Ada bugün oyun okuluna başladı...
İlk günümüz heyecandan fotoğraf çekmeyi unuttuk, ne yapacak, nereye gidecek filan derken o gitti bile ablanın elinden tutup, sanırım çok eğlendi, ama bir o kadar da heyecanlıydı... ben onu beklemeden ayrıldım, çünkü eğer onu götürüp getirmeme alışır ise bu sefer "annenin başka işi yok, buna vakit buluyor, o zaman işe de gitmesin" mantığı oluşabilir dediler. Ben onları dinledim, kapıda bye bye yaptık, öğretmenin elinden tutup içeri girdi kuzum ve ben kahvemi içip biraz bekeldim, baktık ki ses seda yok, uyumda sorun yok, ben işime geldim. Sonradan öüğrendiğim kadarıyla ders bitinceye kadar gayet uyumlu oturmuş ve sonra ablası ile birlikte eve dönmüşler...
Eveeet bir yeni fasıl başlıyor hayatımızda ....

27 Eylül 2007

Menüler....

Herkes menüleri ve yemek tariflerini soruyor !!!
Sağolun ama ben bir türlü o işe başlayamadım, en kısa zamanda bir de onu ayarlayabilirsem tamam olucak...Yani yemekler hazır da blogla benim aramdaki iletişim olayı :)) biraz çaresiz ...
Blog tecrübesi olanlar HELP ME !!!!

Okul ve Ben :))

"Pazartesi 1 Ekim Okula Başlıyorum... Çok heyecanlıyım, çantamı sırtıma astım şimdiden evde dolaşıyorum....
Yeni maceralarla burada olacağız..." ADA

11 Eylül 2007

BozcaADA'daydık :))


Bu hafta sonu Bozcaada 'ya gittik, hep beraber, 11 kişi idik...
Bağbadem'de kaldık, herşey eskisi gibi, bir bebek daha eklenmiş aileye, çok şirin..
Bozcaada her zamanki gibi, biraz naif biraz hüzünlü, ama epeyce kalabalık..
Bağbozumu döneminde sokaklar üzüm ve şarap kokuyor, lokantalardan gelen balık kokularına karışıyor..
Eve döndüğümüzde , eski dialara baktık da, sokaklar ve evler çok daha eski ve harabe idi bundan birkaç yıl evvele kadar, inanılmaz bir değişim olmuş, neredeyse bütün evler yenilenmiş, birçoğu pansiyon-otel- motel olmuş veya lokanta cafe kimliğine bürünmüş. Tabii bir yandan iyi böyle olması, evler harabe kalmıyor ve yaşıyorlar ama öte yandan, kalabalık anlatılır gibi değil.. Ada halkı için iyi olabilir, turizm bir başka gelir kaynağı onlar için, ama bizim gibi Ada nın o naif haline vurulanlar eminim, Ayazma'da gölgelik bir milim olmadığı zamanları arıyordur.
Hava biraz soğuk biraz da yağmurlu idi, ilk gece, sonrasında ise güneş hafif hafifi kendini gösterdi kara bulutların altından ve son gün denize bile girme şansımız oldu...
Ada çok eğlendi, özgürlük diz boyu, heryere koşabilir, araba yok, (ya da nispeten az diyelim), karıştıracak, bakacak, oynayacak ne çok şey var..
Şaraplarımızı, üzümlerimizi yüklendik ve şehre döndük...

28 Ağustos 2007

Amerika'dan Misafir Geldi :))

Amerika'dan Misafir Geldi... Dilek, Karya ve Defne... Her ne kadar Defne ile sadece Bodrum'da görüebildiysek de Karya, Ada'nın yaşına uygun olduğundan İstanbul'da bir kez daha bir araya geldik.. Allah'ım o ne boğum boğum ve güleryüzlü bir şirine bakiiim..Oğlum da çok sevdi onu , galiba da oyuncakları daha fazla sevdi, ne de olsa biz o çıngıraklı mıngıraklı şeyleri kaldıralı epeyce oldu...
Bu ziyaretin en önemli yanı dostlar bir araya geldik.. Evet, kaç senelik arkadaşız bilemiyorum ama ben şu anda yazarken bile gözlerim doluyor, "dostluklar" kolay kurulmuyor ve yaşamıyor. Hele hele günümüz trendi "tüket ve at" zihniyetinin yanında, bunca sene, bunca olay ve mesafeye rağmen bağlantımızı kaybetmedik, helal olsun bize arkadaşlar..
Dilek arkadaşımın doğumgününde beraber olamayacaktık, Amerika'ya geri dönmüş olacaktı, biz de bir mum üfleyiverdik , arada....
Sizleri seviyorum ve umuyorum çocuklar da bizler gibi şanslı olur, dostlukları tadar ve yaşatırlar..

24 Ağustos 2007

Ada Cow Parade'da

Cevahir'deyiz, en serin yer burası... "Cow Parade" inekleri ile beraberiz....Anneannemiz ve ablamızı da alarak gittik, hem inekleri görelim hem de bir tren varmış Cevahir'de ona binelim diye.. Çok eğlenceli. Önce bir tur attık, tüm inekleri bir bir elledik, Ada'nın yorumu "Bunlar çalışmıyor" !!! Naapsın çocuk, şimdiye kadar gördüğü tüm inekler, yürüyor, otluyor ve möölüyordu, bunlar ise öyle taş kesilmişler, çalışmıyolar :))




Daha sonra "tırtıl tren"e bindik, ilk tur biraz şüpheli bir ifade ile gezdik ama ikinci tur sonunda kaldırmak istediğimizde ağladı ve bir kez daha binmek istedi.. Süper.. Sonra tırtıl tren yemek yemeğe gitti, biz de ayrıldık, orada bir kaç tane çocuk oyuncakları var onlarla eğlendik, hatta ayrılmak istemedik. Sonuç: arabada uyuya kaldı... Çocukların enerjilerini akıtmaya ihtiyaçları var :)) ve bu yaz günlerinde evlere tıkılıp kalıyorlar....






Menüler Aksıyor ..

Menülerimiz aksıyor, malum yaz hali... bir orda bir burdayız.. kış başında inşallah gün be gün menülerle buluşacağız..

21 Ağustos 2007

Pars ile...


Haftasonu ailecek Silivride dede ve babaannenin yazlığına gittik... Ada için inanılmaz özgürlük demek.. Gerçi "nereye gidiyoruz" sorusuna "Bodrum" diye cevap veriyor... her yer tatil her yer bodrum misali :))) ama olsun... Orada arkadaşlarımız var, bisiklet, sulama, bol bol kaçmaca kovalamaca, en önemlisi de deniz var, bol bol yüzmece.. Bu arada dikkat olmaz olmaz demeyin olabiliyor : yüzerken kolluk bir anda yırtıldı ve Ada biraz su yuttu.. Herneyse,siz yine de dikkatli olun, biraz ucundan açılmıştı kolluğun altı ama biz çok önem vermedik ve bir anda ikiye açıldı...

Haftasonu konuğumuz ve en önemli an ise kuzen Pars'ın geldiği zamanlar...
Hadi biraz büyü de oynayalım mı???
Yoksa böyle uzaktan uzaktan bakmakla olmuyor, devamlı uyku, agucuk bugucuk nereye kadar..Sona biberon lazım sana parmaklardan daha tatlı kimse söylemedi galiba...Habire parmaklar ağızda, üfff diş dedikleri şeyler çok zor çıkıyor ama çıkıyor işte ben artık ısırabiliyorum, gösteriim mi???? AAAA ayrıca o rahat kucakta biraz evvel ben oturuyordum, çok keyifli, biraz da sen yararlan , şöyle yayıl, çok konforlu...Hadi haftaya buluşalım, ama bak yürü tamam mı, hep kucak hep kucak olmuyor...

14 Ağustos 2007

Bu hafta

Bu hafta uzun zaman sonra evdeyiz ve tüm hafta evde olacağız. O nedenle Pazartesiden itibaren menümüzü düzenledik ve yemekleri yapmaya başladık. Menümüz şöyle:
Pazartesi - öğlen ve akşam: Et sote - Pilav - Mücver
uyku sonrası Şeftalili yoğurt
Salı - öğlen : Mercimek Çorba - Domates ve Sarımsak soslu Tavuk - Pilav
uyku sonrası: Çikolata Soslu Meyveli Kup
akşam: Mercimek Çorba - İzmir Köfte - Püre
Çarşamba - öğlen: Mercimek Çorba - Domates ve Sarımsak soslu Tavuk - Püre
uyku sonrası : Çikolata Soslu Meyveli Kup
- akşam: Somon Balık - Makarna
Perşembe : HeybeliAdadayız... Ne çıkarsa bahtımıza :))
Cuma - öğlen: Kıymalı Kabak Yemeği - Karışık Zeytinyağlı
uyku sonrası: Üzümlü kek
akşam: Aynı yemeğe talim....
Cumartesi-Pazar: Yaşasın Babaannedeyiz :))))

13 Ağustos 2007

Sapanca'da Bir Hafta Sonu..




Haftasonu arkadaşlarımızın Sapanca'daki evindeydik.. Kırkpınar beldesinde,harika bir dağ manzarası, yemyeşil bahçelerin içinde, 2 yaşında Ada ve 2,5 yaşında Eren ile.. Çok güzel ama bir o kadar da yorucu.. Bu yaşlarda çocuklar birlikte oynamayı daha henüz keşfetmemiş oluyorlar. Eren biraz okulun da getirdiği yan eğitim ile daha bir durulmuş, eşyalarını paylaşmayı öğrenmiş "ben büyüdüm, kocaman oldum" eda ve nidalarıyla dolaşıyor. Bizim Ada' mız ise "herşey benim, her yer benim, istediğimi yaparım, yapmazsanız ağlarım" edasıyla ortalıklarda. Çoğu kez de istediği olmadığı için sürekli kapı gıcırtısı gibi bir sesle mızırdanmakta.. Çocukla tatil yorgunluk der annem. Hakikaten esasında "dinlendik" dersek yalan olur, ama hep birlikte, İstanbul'un karmaşasından uzakta, keyifli bir haftasonu geçirdiğimiz bir gerçek. En azından ufaklıklar bir arada oldular, onları seyretmek yeter :))1,5 günlük bie olsa giderken ne çok eşya götürdük tanrım... Araba tepeleme dolu, çantalar patlayacak, ve yine de unuttuğumuz şeyler var.. En önemlisi güneş kremi.. Siz siz olun listesiz yola çıkmayın, kısa bir zaman dilimi de olsa çocukların çok detayı var, şanslıydık yakın yaştalar, herşey ortak olabilir, en azından çocuklu ev, unutulanın benzeri vardı..Bizi ağırladığın için teşekkürler Eren :))

9 Ağustos 2007

Ada Traş Oldu ....

Evet, oğlumuz traş oldu, bir erkek berberinde... ben de ağlayan gözlerle onu ve giden saçları izledim.. Daha önce de saçını kestirmiştik ama bu sefer ciddi traş oldu...gitti lüleler. mecburen yaz maz dedik biraz ferahlasın çocuk dedik, berber Hakan abim fena daldı saçlara.. aman falan demeye kalmadan gitmişti saçlar.. Ada çok uslu oturdu koltukta, daha evvel ki ToysRus tecrübemizden sonra bu süper geçti.. Belki de orada çocuk oyuncaklardan ayrılmak istemediği için çok ağlamış ve hep koltuktan kalkmak istemişti. Bu sefer ise çok sakin ve gayet merakla işlemi ve sonucunu takip etti. Sonuç ortada, çok mutlu bir yüz, giden saçlar ve ağloş meloş bir anne...

Ada Doğum Günü 30.06.07

Posted by Picasa

6 Ağustos 2007

Bu Yaz Böyle Geçti:)))

Bodrumdaydık Ailece :)))
4 hafta uzun bir süre ama çok keyifli bir tatildi...özellikle Ada için... Yandı, boyu uzadı, değişik yemekler tattı ve artık yüzüyor...O'nun için çok değerli zamanlar bunlar.. Tabii 2 yaşında aktif ve dinamik bir erkek çocuğu ile tatil ne kadar "tatil" olur bilemiyorum ama hepimize iyi gelen tarafları oldu tabii..
Fotoğrafları yükledim .. Görebilirsiniz...Bunu da becerdim ya, artık ben bu siteye neler neler yüklerim. Melike teşekkürler..
:))

2 Ağustos 2007

Tatilden Dönüş...






Biz döndük, yakında yeni yazılarla beraber olacağız, tabii önce şu blog işini çözmem gerekecek :)))

3 Temmuz 2007

DoğumGünün Kutlu Olsun :))


30 haziran da hep birlikte olduk... bir sürü arkadaş, eş, dost, herkese teşekkürler... masalarımız şenlendi, neşe dolduk.... biraz rüzgarlı bir havada Ada nın 2. yaşını kutladık...

Şimdi tatile gidiyoruz...

Bye....

28 Haziran 2007

HAPPY BIRTHDAY ADA' CIM :)))


HAPPY BIRTHDAY ADA' CIM :)))

BU İLK KEK PASTAMIZ..

BABANNEMİZ, BAHÇESİNDEKİ VİŞNELERDEN MEYVELİ HARİKA BİR KEK YAPMIŞTI..

TEŞEKKÜR EDİYORUZ...

SARI LACİVERT MUMLAR DA GÖZ ALIYOR HANİ...

27 Haziran 2007

Başlamak


Başlamak işin yarısıdır der babam ... Gerçekten herşey ilk adımı atıncaya kadar, gerisi o kadar hızlı aktı ki :) İnanılmaz, çok mutlu ve heyecanlıyım.. Böyle bir projeyi hayata geçirebildiğim için, bana akıl veren, destek veren ve el veren herkese teşekkürler..
Ada’nın Mutfağı ismi çok şeyi içinde barındırıyor.. İlk olarak oğlumun adı Ada, bu onun mutfağı bir anlamda.. Ayrıca, damarlarında ada kanı akan bir Egeliyim ben. Bu o tatların da mutfağı olacak.. Bir de tabii kokusu ve tadıyla burada bulacağınız Bozcaada var ki bizim için yeri bir başkadır ...
Sadece tatlar değil sizinle paylaşmak istediğim, hayatın bir sürü detayı var, paylaştıkça artan ve güzelleşen.. Sonra arkadaşım Zeynep var, çook uzaklardan, değişik tat ve dokularla bizimle olacak.. Tüm sitenin İngilizcesi ona ait.. Ayrıca, sizlerin de bizimle paylaşacak şeyleriniz olduğunu düşünüyorum..
Hep birlikte neler neler yapacağız :))))çok eğlenceli olacak..
Görüşmek üzere
Sevgiler
Mine

BUGÜN OĞLUMUN 2. YAŞ DOĞUMGÜNÜ, BU SAYFA BENDEN O'NA BİR ARMAĞANDIR ..