31 Ocak 2010

Bi Damlacık Damla Bebek RSV oldu, hastanede.. RSV nedir?


Gece yarısı yazıyorum bu yazıyı, hepimiz çok endişeli ve üzgünüz.. bi damlacık Damlamıza RSV teşhisi kondu. daha güçlenerek çıkacak bekliyoruz....


RSV NEDİR ?
Respiratuar Sinsiyal Virüs (RSV), çocuklarda ve yetişkinlerde solunum yolu enfeksiyonlarına yol açan bir virüstür. Virüsün her yerde olabilme doğası nedeniyle, 1 yaşına kadar çocukların yüzde 50’si ve 2 yaşına kadar ise hemen hemen tümü bu virüsle tanışır. RSV, bebeklerde ve çocuklarda, burun tıkanıklığı, nezle, boğaz ağrısı ve ateş gibi soğuk algınlığı belirtileri ile ortaya çıkan ve bazen de orta kulak iltihabı ile devam eden, üstü solum yolları enfeksiyonu olarak kendini gösterir.

RSV’ye yakalanan bebeklerin yüzde 20-40’ı hırıltılı solunum güçlüğü semptomları ile bronşit veya zatürreeye varan alt solunum yolları hastalıklarına (LRTI) yakalanırlar. Mevsimsel bir virüs olan RSV, Ekim-Nisan ayları arasında ortaya çıkıp; özellikle prematüre bebeklerde, kronik akciğer hastalığı, konjenital kalp hastalığı ve bağışıklık yetersizliği olanlarda ciddi risklere neden olabilir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) rakamlarına göre dünyada her yıl yaklaşık 400 bin bebek bu virüs nedeniyle ölmekte ve yine toplam yenidoğanların üçte birinde bu virüs nedeniyle alt solunum yolu enfeksiyonlarından biri oluşmaktadır. Virüsün bulaşma yöntemi insanlarla temastır. Kalabalık insan gruplarının bulunduğu yerlerde virüsü kapmak, Ekim-Nisan ayları arasında çok kolaydır. Virüs özellikle hastane ortamlarında daha da çabuk yayılır.

Risk Altındaki Çocuklar :
* Prematüre bebekler: Savunma sistemleri zamanında doğan bebeklere göre daha zayıf olan prematüre bebekler.
* Kronik akciğer hastalığı (Bronkopulmoner displazi) bulunan bebekler.
* Doğuştan (konjenital) kalp hastalığı bulunan çocuklar.
Alınabilecek Önlemler :
* Bebeğe dokunmadan ellerin yıkanması ve hijyene dikkat etmek.
* Bebeğin sigara içilen ortamlarda bulunmasına izin vermemek.
* Virüs, kullanılmış mendillerde saatlerce hayatta kalabileceğinden kullanılmış mendilleri ortadan kaldırmak.
* Bebeği kalabalık yerlere götürmemek (toplu taşıma araçları, eğlence merkezleri, kreş, okul vb)
* Solunum yolları enfeksiyonu şüphesi veya ateşi olan kişilerin/çocukların bebeğe temasını engellemek,
* Diğer küçük çocukları bebekten uzak tutmak, evdeki diğer çocuk ve bebekler için ayrı odalar hazırlamak.
* Bebeğin oyuncaklarını ve kullandığı malzemeleri sık sık yıkamak.
* Bebeği öpmekten kaçınmak.
* Koruyucu aşı ile ilgili doktordan bilgi almak.

26 Ocak 2010

Viral ve Bakteriyel Enfeksiyonlar

Uzman değilim sonuçta anneyim sadece, ama son bir haftadır çektiğimiz sıkıntılardan sonra bu aşağıdaki yazı bana ilaç gibi geldi.. kimi zaman doktora da gitseniz kafanız karışık olabiliyor, sanki bu makaleden sonra zihnimde ilaçlar ve enfeksiyonlar ile ilgili taşlar daha bir yerine oturdu...faydalı bir bilgi olduğu için paylaşmak istedim..sevgiler...

************************************************************************************

Çocuklarda antibiyotikler ne zaman ve nasıl kullanılmalı?

Antibiyotikler hangi hastalıklarda etkilidir? Ne zaman antibiyotik kullanımı gerekmez? Çocuklarda antibiyotik kullanımında neden dikkatli olmak gerekir?

Enfeksiyonlara virüsler veya bakteriler neden olur. Virüslerin neden olduğu enfeksiyonlara viral enfeksiyon, bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlara bakteriyel enfeksiyon denir.

Hastalık sırasında antibiyotik kullanımı ise hastalığın viral veya bakteriyel oluşuna göre değişir.

Viral enfeksiyon nedir?

Çoğu öksürük, boğaz ağrıları ve tüm soğuk algınlıklarının nedeni viral enfeksiyonlardır. Sağlıklı çocukların çoğu yılda 8-10 kez soğuk algınlığına yakalanır. Sıradan viral gripte, hastalığın kendi döngüsünün tamamlanması 5-10 gün sürer ve çocuğunuz da bu sürenin sonunda iyileşecektir. Viral enfeksiyon durumlarında antibiyotik kullanımı hiçbir fayda ve etki sağlamaz. Antibiyotikler virüslere karşı etkisizdir ve antibiyotiklerin gereksiz kullanımı zararlı olabilmektedir.

Bakteriyel enfeksiyon nedir?

Bakteriyel enfeksiyonlar genellikle viral enfeksiyonlardan daha ciddi ve daha az yaygındır. Viral enfeksiyonların aksine bakteriyel enfeksiyonlar antibiyotikler ile tedavi edilebilirler. Örneğin, menenjitin bazı türleri, tüberküloz ve bazı kulak hastalıklarına bakteriler neden olur. Bazı viral enfeksiyonların arkasından bakteriyel enfeksiyonlar da oluşabilir.

Antibiyotikler ne zaman gereklidir ve ne zaman gerekli değildir?

Antibiyotik kullanımının gerekli ve yararlı olduğu haller ile antibiyotiklerin etkili olmayacağı hallerden bazıları şunlar:

Soğuk algınlığı

Soğuk algınlığı viral bir enfeksiyondur. Antibiyotiklerin soğuk algınlığı üzerinde tedavi edici hiçbir etkisi yoktur. Soğuk algınlığı boyunca çocuğun burun salgısının berrak renkten sarıya veya yeşile dönüşmesi normaldir.

Öksürük veya bronşit

Çocukların öksürük ve bronşit için çok nadir olarak antibiyotiklere ihtiyacı vardır.

Boğaz ağrısı

Çoğu boğaz ağrısı antibiyotik kullanımını gerektirmeyen viral enfeksiyonlardan kaynaklanır.

Kulak enfeksiyonları

Kulak enfeksiyonunun birkaç tipi vardır. Bunların bazılarında antibiyotik tedavisine gerek olsa da, çoğunda antibiyotik kullanılması gerekmez.

Viral enfeksiyonlar genellikle 5-10 gün arası sürer

Çocuğunuzun durumu hakkında endişeye kapılırsanız hemen doktorunuza başvurun. Doktorunuz, çocuğunuzun antibiyotik kullanıp kullanmayacağı konusunda size bilgi verecektir. Ayrıca eczacınızdan çocuğunuzun güvenli bir şekilde kullanabileceği soğuk algınlığı ve grip tedavileri konusunda bilgi alabilirsiniz.

Çocuğunuzun antibiyotik kullanımı hakkında neden dikkatli olmalısınız?

Viral enfeksiyonlar gibi antibiyotik tedavisine gerek olmayan durumlarda antibiyotikleri kullanırsanız, çocuğun vücudundaki bakteriler antibiyotiklere karşı direnç geliştirebilirler.

Gereksiz antibiyotik kullanımı çocuk için zararlı olabilir ve kusma ve ishal gibi yan etkiler oluşturur.

Çok fazla antibiyotik kullanımı, bu ilaçların bakteriyel menenjit gibi daha ciddi hastalıkların tedavisinde etkisiz olmasına neden olabilir.

Çocuğunuza antibiyotik verilmesi durumunda, doktorunuz tarafından belirtilen kullanım süresini mutlaka tamamlamalısınız. Hastalık belirtileri iyileşme gösterse bile enfeksiyon hala mevcuttur ve tamamen yok olması için antibiyotik kullanım süresinin tamamlanması gereklidir.

Viral enfeksiyona yakalanmış çocuğunuzun bakımı

Viral bir enfeksiyon geçirmekte olan çocuğunuzu rahatlatmak için yapabilecekleriniz:

· Çoğu durumda çocuğunuzun viral enfeksiyonu 5-10 içinde iyileşecektir.

· Hastalık kötüye giderse veya 5-10 günden daha fazla sürerse doktorunuza bilgi verin.

· Semptomları hafifletmek için çocuğunuza parasetamol verebilirsiniz.

· Çocuklara kesinlikle aspirin vermeyin.

· Çocuğunuzun kendini daha iyi hissetmesini sağlayacak güvenli ilaçlar hakkında eczacınıza danışın.

· Çocuğunuzun yeterli miktarda sıvı almasını sağlayın.

· Çocuğunuzu serin tutun.

Antibiyotik başladıktan sonra, hangi hallerde doktoru aramak gereklidir?

Aşağıdaki durumlarda mutlaka doktorunuzu aramanız gereklidir:

· Solunumla ilgili sorunlar

· Gittikçe kötüleşen cilt kızarıklıkları

· Gittikçe kötüleşen ishal ve kusma

· Şiddetli bulantı veya karın ağrısı

· 2-3 gün içerisinde herhangi bir düzelme olmaması

· Çocuğunuzun durumu hakkında herhangi bir endişenizin bulunması.

Sonuç olarak

· Antibiyotikler grip, göğüsten gelen çoğu öksürük ve boğaz ağrısı gibi viral enfeksiyonlara karşı etkisizdir. Viral enfeksiyonları tedavi etmek için kullanıldıklarında zararlı bile olabilirler.

· Bakteriyel menenjit ve bazı kulak enfeksiyonları gibi daha ciddi hastalıklarla mücadelede antibiyotiklere ihtiyaç vardır.

· Gereksiz antibiyotik kullanımı zararlı olabilir ve kusma ve ishal gibi yan etkiler oluşturabilir.

· Gereksiz antibiyotik kullanımı ileride antibiyotiklere karşı direnç oluşturabilir. Gereksiz antibiyotik kullanımı çocuğun antibiyotiklere karşı dirençli bakteriler tarafından enfekte olması riskini arttırır.

· Viral enfeksiyonların güvenli tedavi yöntemleri konusunda doktorunuza veya eczacınıza danışın.

· Çocuğunuza doktorunuz tarafından antibiyotik verildiğinde, belirtilen tüm tedavi süresi boyunca ilacınızı mutlaka kullanın.

25 Ocak 2010

İstanbul'a yeni bir Müzik Mekanı Daha...


Borusan Müzik Evi
açıldı.. programlar için Biletix'e bakabilirsiniz....

Harika bir mekan gibi görünüyor, en kısa zamanda bir etkinliğe katılmalıyız...

www.borusanmuzikevi.com

24 Ocak 2010

Kar, Ev Halleri ve Mickey Mouse...


Malum İstanbul'daki kar bizi eve hapsetti sayılır.. zira tipi şeklinde yağdığı ve çok soğuk hava ile birlikte geldiği için bu karda çıkıp oynamak, kardanadam yapmak filan söz konusu olamadı henüz...bir de Ada'nın virütik halleri bizi mahvetti...şimdi de ishal başladı...okul durumumuz iptal.. yine evdeyiz yeni başlayan haftada....neyse ki bugün biletimiz vardı, "mickey'nin masal dünyası" adlı gösteriye gittik.. hava şartları çetin de olsa bir kez niyetlenmiştik.. bir soluk oldu, 3 masal anlatılıyor, pamuk prenses, sindirella, güzel ve çirkin. ilk iki masal tamam da sonuncusu bayaca ürkütücüydü.. sahne şovları süper, kostümler v.s. , çok da inandırıcı ama bizimkiler taş olup kaldılar .. ada "bu gerçek değil, prens sihirlenmiş" dedi ama bir taraftan da "ne zaman bitecek ne zaman eve gideceğiz" demekteydi...bir de aralarda satılan ürünler ve çekilen fotoğraflar filan çok pahalıydı.. zaten bilet fiyatları inanılmazken, bu kadar çekici ürünleri çocukların gözüne sokar gibi fuayede 15 adet büfe yapmışken, fiyatlar eur veya dolar bazında kalmışken, bize biraz gereksiz geldi...bir lafım da Haliç Kongre Merkezi için.. süper bir bina, inanılmaz bir salon bravo yapanlara da sormak istiyorum acaba salonu dizayn eden mimarlar hiç yan tarafa koydukları koltuklara oturup sahneye baktılar mı hiç...ya da hangi mantıkla öyle tam bir yarım daire alana koltuk yerleştirdiler. sahne içine gerçekleşen gösteriyi görmeniz mümkün değil, sadece ön tarafa gelen oyuncuları görebilirsiniz..bir ihtimal mickey gösterisi için kurulan taktan dolayıdır diye düşündük...daha doğrusu umarız yoksa o taraftan asla yer alınmaz...

23 Ocak 2010

İstanbul'da Kar.....




Bu sabaha karşı tipi başladı... her yer beyaza kesmeye başladı.. ama sokağa çıkamıyoruz tipi var.. biraz da soğukalgınlığımız var.. 3 gündür evdeyiz.. belki akşamüstü yavaşlarsa biraz temiz havaya gideriz...

21 Ocak 2010

Bi Buçuk Suadiye açıldı.....



bibucuk suadiye'ye tasindi.
Caddebostan'daki binanin renovasyonu nedeniyle 1 yil sonra yeniden acmak uzere Suadiye'ye gectik. bibucuk artik Bagdat cad. 477/A adresinde hizmete devam ediyor. Tel: 0216-3804020 (Kahve Dunyasi karsisi)

Almanya'dan Döndük.. Ada'dan karşılama :((


Anne baba fuar için Almanyaya gitmiştik.
Tabii Ada emin ellerde... anneannemiz bizde kaldı.. zaman zaman da babaanne ve dedemiz ziyaret etti.. çok keyifli olduğundan eminim.. özlem dışında.. ben de hamburg ve hannover de iyice dinlendim.. alp için biraz daha ağır oluyor ama en azından akşamları kafamıza göre bir yerlerde takılmak bile özgürlük hissi için yeterli... dün akşamüstü geldik.. oğlum büyümüş artık.. bizi kucaklayarak karşıladı... tabii ik soru "ne aldınız bana".... siparişler vardı sırasıyla teslim edildi.. ancak gece 3 de ani bir mide ağrısıyla uyanan Ada sabaha kadar çıkarttı..maalesef her beraber telef olduk.. hoşgeldiniz hediyesi....yavrum ne olduğunu da anlayamıyor ama allahtan artık konuşarak tüm sıkıntısını dile getirebiliyor ve daha rahat yardım edilebiliyor.. sabaha karşı uyumuşuz.. ama kusmamız ara ara devam etmekte.. okul ve birkaç arkadaş telefo konuşmasından anladık ki ortalıkta bir salgın varmış..mide virüsü bir çeşit.. boğaz enfeksiyonu soğukalgınlığı gibi başlayan ama kusmayla devam eden.. umarım sadece budur ve 24 saatte geçer.. takipteyiz....

14 Ocak 2010

Sergi Atölye Çalışması - Yeşil Zebralar...



Yılbaşı 2010 Ailem...





Yılbaşında çocuklar doğduğundan beri bir evde buluşmak adetten ziyade biraz da zorunlu oldu ama iyi de oldu..hepimiz için bir bahane..bu güzel sofra için emeği geçen herkese , Sezin, Annem ve Ayşem yetzeye teşekkürler...Ben birşey yapmadım.. Tam misafirim, bir de baş köşedeyim...Prensesim benim , en çok o sevindi bu aktiviteye, herkes bir arada, ne güzel, heyy heyy...İyi bir sene olsun , Allah nazardan saklasın bizleri, mavişlerimizin gözleri korusun bizleri...

13 Ocak 2010

Poyraz Bebek Geldi....


Emir ve Hülyanın bebeği, en küçük Fındıkoğlu ...POYRAZ aramiza Hoşgeldin.....

12 Ocak 2010

Müptelasıyım....Dr.Sabiha Paktuna Keskin...

Dr. Sabiha Paktuna Keskin...Tüm çocuklu ailelere ve çocuk sahibi olacaklara takip etmenizi tavsiye ederim...Ben Kanal D "Doktorum "programında keşfettim kendisini.. Müthiş bir konuşma, sanki aklımı okuyor, çok değerli bir hoca....Takipçisi oldum.. Daha birkaç programa tekrar çıktı.. isteyenler internet sitesinden çıktığı programları da tekrar izleyebilirler...

11 Ocak 2010

Haftalık özet..

tam bir hafta geçmiş sauna keyfinin üzerinden ne de çabuk geçti böyle....neler neler oldu 1 haftada...göz açıp kapayıncaya kadar yeni yılın ilk haftasını devirdik.. istanbulda hava bahardan kalmaydı ve biz de bir tünel cihangir turu yaptık arkadaşlarla...haftasonu ada beyimizin gönlünü yaptık öncelikle.. çünkü sürekli "programları siz yapıyorsunuz hiç benim istediğim olmuyor " diye söylenmekte kendisi...biz de "hayatımızı onun istedikleri doğrultusunda planlıyoruz kendi isteklerimizi ne zaman yapacağız" diyoruz....her iki taraf da haklı , burada devreye girmesi gereken empati.. onu da biz yapabiliriz, 4,5 yaşındaki birçocuktan empati beklemek fazla idealist oluyor...her neyse.. haftasonu ada babasının müziz çalıştığı boğaziçi üniversitesi taş oda da onu dinlemeye gitti diğer ekip üyelerinin çocukları ile birlikte...çok eğlenmişler, hatta junior orkestrası bile kurmuşlar :))) daha sona hep birlikte şnitzel yamağe gitmişler.. çocuklar için çok uygun bir mekandı ve yemekler çok lezzetliydi dedi eşim...akşam programımız vardı, ada paketleri ile birlikte anneannesine gitti... burada devreye charlie ve lola girdi.. harika bir çizgi film, basit ve eğitici ve eğlendirici aynı zamanda...pazar sabahı kahvaltı için ayşe ve murata çok teşekkürler , katmer bal ve kaymaklı sofra biz anne babalara çok lazımdı :))))yiğit abimize ise oyuncaklarını paylaştığı için teşekkürler, her ne kadar ada'yı sizden ayırmak zor oluyorsa da bu oyun hiçbir zaman bitmediği için , bir daha ki sefere bize bekliyoruz..

6 Ocak 2010

Hillside City Club Sauna'da bir gün ...


Bir arkadaşımla uzun zamandır görşemiyorduk, haftabaşı buluşalım dedik.. Naapalım?? "Öyle cafelerde falan dolaşmayalım, sen bizim kulübe Hillside City Club'a gelsene "dedi..Ne de iyi demişsin Nihancım..Sabah Ada'yı okula bıraktıktan sona geçtim Trio'ya karşıya.. Hava buz, -1 ve kar serpiştiriyor hafiften.. Sıcak bir kahve ne de iyi gider, arkadaşımı beklerken sabah kahvemi almışım Starbucks'tan, Trio içindeki D&R da dolaşmaktayım..Nihan gelince vakit kaybetmeden peştemallerimizi aldık ve ver elini dinlenme odası.. havlularımızı da burada bulunan deri şahane dinlenme sedirlerine yaydık.. önce bir duş ve kafalarımızda bonelerimiz , sauna içindeyiz.ben ilk defa - eski tatil köylerini saymazsak - ciddi anlamda bir saunaya girdim.. Hemen biraz su attık közlerin üzerine ve kum saatimizi 5-6 dakikaya kurduk.. ilk başta çarpan sıcaklık bunaltıcı, kıpırdadıkça değen sıcak da bunaltıcı ama en fazla 1 dk sona alışmıştım ve içerdeki muhabbet çok hoş.. eski hamamlardan bahsolundu .. hani göbek taşına yatılan dolmaların böreklerin yenildiği zamanlardan....zaman doldu.. yine bir ılık duş ve sedirlere seriliş...gözlerimi kapatıyorum ama zaman durmuyor, kafamdan ve gözlerimin önünden su gibi bir sürü düşünce akmakta.. bırak kendini, rahatla gevşe değil mi, yok ben yapamıyorum, bir o yana dön bir bu yana.. halen gevşemedi kaslarım...nihancım sağolsun hadi jakuzi yapalım dedi...ve 10 dk su içinde masaj - evlerine jakuzi koyanları şimdi daha iyi anladım arkadaşlar sizi destekliyorum - ile biraz gevşedik..yine dinlenme faslı , işte bu sefer gözlerim kapalı, görüntüler biraz daha yavaş..10 dk içim bile geçmiş :)) nihan hazırlıklı her türlü kremler , yüz maskeleri...artık acıkmaya başladık, ve duştan sona sosa'da sağlıklı bir beslenme.. Sosa'nın meşhur meyva sularından elmalı, kivili bir karışım ve harika bir yemek...kısacası , biraz hamurlaşmış, kaslarımız gevşemiş, ama konuşmaktan çene kaslarımız ağrımış olarak ayrıldık...uzun zamandır böylesine kendime zaman ayırmamıştım, teşekkürler arkadaşım..hillside trio için birkaç şey söylemek gerekirse, alanları çok iyi kullanmışlar, strelizasyon süper, herkes güleryüzlü, mekanlar çok aydınlık ve her türlü kullanım kolaylığı var, gelenler çok seviyeli, üst kattaki spor bölümüne çıkmadım ama sanırım orası da aynıdır.. o bölgede oturanlar için çok ideal , kendinizi evinizin içinde spor yapar kadar rahat hissedebileceğiniz bir yer...

5 Ocak 2010

Bellevue'de 4 kafadar...





Ocak ayının ilk pazarı arkadaşlarla bir araya geldik.. Bellevue Fenerbahçe'de keyifli bir Pazar kahvaltı - öğle yemeği yedik.. Çocuklar da bol bol koşturup eğlendiler.. Tabii 4 tanesi bir araya gelince biraz sesler yükseliyor - hatta gelip de oturmadan gidenler bile oldu :)) - ancak ne kadar da keyif aldılar.. Bu arada Bahar ve Lari nin getirdiği Maket uçakların fazlasıyla işe yaradığı bir gerçek. Hem babalar hem de çocukları oyalamak için bundan güzel aktivite olamazdı.. teşekkürler... Fotoların devamı için tıklayınız...

1 Ocak 2010

Yeni Yıl Hoşgeldin....




Herkese dolu dolu, bi dolu, sağlık, huzur ve bol şans dolu bir yıl diliyoruz....



28 Aralık 2009

Karşınızda...Laço Tayfa'dan sonra PlayHouse Tayfa


Canlarım benim...En sağ başta şarlo eşofmanı ile oğluş Ada.. anneannecim artık biraz daha küçük eşofmanlar al bana, daha o kadar büyümedim..terlikler nasıl.. Hans tabii bu kadar olacak...ay keşke hep böyle kalsanız...

Kuzenler kahvaltıda...





Pazar günü çok güzel bir kahvaltı yaptık.. Fındıkoğlu kuzenler tabii eksikler vardı ama organizasyon için Diana'ya teşekkürler.. Doğa abi, Ada ve Pars , bir de minik Mercan var tabii..Etiler'de eski Paul'ün yerinde olan Big Chef'deydik. Açık büfe kahvaltı çok zengin , kişi başı 35 TL.. Hem kahvaltılıklar, hem sicak, soğuk yemekler gerçekten zengindi.. Bir daha kahvaltı etmeden gideceğim.. Mekan da rahat ve güzel, seradaki uzun masayı kalabalık toplantılarınız için tavsiye ederiz..Yeni Yılda da görüşmek üzere..

Yeni prensesimiz....


Yağız'ın kardeşi, Leyla'nın kuzeni...
Damla Bebek aramıza hoşgeldin..
Ada abi "daha gelecek kardeş var mı" diye soruyor sanırım ailede ilk çocuk olmanın sıkıntısını yaşıyor ...seni de çok merak ediyor.. leyla dan küçük mü dedi.. şimdi bu akşam bu resimleri göstereceğim ona...

21 Aralık 2009

Haftasonu Yalova..

Haftasonu Yalova'ya gittik.. Yusuf'un anne ve babasının çiftlik evine.. Can Pamir de bizleydi tabii ki...lodos fırtınasından vapurlar çalışmaz dedik ve karadan gittik tabii biraz uzun sürdü körfezi dolaşmak.. yine de güzeldi.. kış kokusu, odun çıtırtısı.. kafayı boşaltmak için kızıl kahve ormana bakış.. 1 gün bile yeterli.. harika yemekler ve mangal da cabası..teşekkürler insel ailesi...

14 Aralık 2009

Cumartesi Gurme Gezisi


Artık Cumartesi veya Pazarları bir Gurma gezisine başladık.. Ekip şahane.. Annem, Tomru teyze, kızı Ceylan , ben ve ünlü gurmekid Ada..Bu haftaki durağımız Fatih'deki Karadeniz Pidecisi.. Yerden birşey beklemeyin.. hepi topu 8-10 masa var..kapıda kuyruk olabiliyor ama hiç bekletmeden kapıda siparişleri alıyorlar ve ilk açılan yere oturuyorsunuz.. pideler, peynirli, kıymalı, karışık , 1 ve 1,5 porsiyonlar var.. siparişi önce 1 olarak verin, bildiğimiz pidelerden biraz daha uzun geliyor.. yumurta kırdırmak pideye işin raconu..gelen pidenin yanında küçük yağlı kağıtlara konmuş vakfıkebir tereyağını anlatamayacağım tatmak lazım..pidenizi yuvarlak da sipariş edebiliyorsunuz , pizza gibi.. önce tereyağını pidenin kenarlarına sürüyorsun, sona bu çıtırları kopartıp yumurtaya banıp banıp yiyiyorsun ki...acaip bişey.. çatal yok, bıçak var, elle kopartıp yiyelim fazla lüks aramayalım..ben ayran içtim ama çok beğenmedim.. çay isteyenler daha şanslıydı..işte böyle.. şimdiden gidecekelere afiyet olsun..

9 Aralık 2009

Chagall


Ada Chagall "Yaşam ve Aşk" Sergisi'nde...okul ile gittiler...ilk yorumlar şöyle : insanlar birbirlerini ve hayatı o kadar çok sevmiş ki Chagall onları uçarken resmini yapmış.. kelebek gibi uçuyorlar.. herşey uçuyor..Sergi Pera Müzesinde 24 Ocak 2010 'a kadar gezilebilir..

8 Aralık 2009

Uzun okul saatleriii

Adacım bugünlerde çok mutsuz.. Okulda çok kaldığından ve evini özlediğinden bahsediyor sürekli.. haklı ya bir taraftan ben mi vicdan yapıyorum diye de bir ikilem yaşamaktayım. Servis saat 8.15 de geliyor sabah ve akşam eve gelişi 17.45 i buluyor.. hakikaten daha 4,5 yaşındaki bir velet için bu biraz uzun bir zaman dilimi evden uzakta geçen..biz onu getirip götürebilir, biraz daha ev keyfi yamasını sağlayabiliriz.. zaten de böyle idi.. ama arkadaşları ile servisle gelip gitmek isteyince saatler biraz kontrolden çıktı...naapalım..bir orta yol bulacağız elbet..

3 Aralık 2009

Babamız 40 yaşında..



Babamız , Alp'imiz 40. yaşını Yedigöller de kutladı....şimdi bakıyorum da fotoğraflara.. arkadaşlar içimizdeki çocuk hiç ölmesin.. hep böyle...bugün bayram neşe doluyor insan..kıvamında kalalım :)))

2 Aralık 2009

Bayram Bayram Bayram...



Bu bayram çok neşeli, bol aileli ve bol çocuklu geçti.. Çocuk olunca ne eksik olmaz tabii ki gürültü patırtı.. neşeleri evimizden eksik olmasın ama böyle üstüste gelince Pazartesi, Bayramın son günü başımın ağrısından duramaz olmuştum :)) Babamızın 40. yaşı da aynı haftaya gelince , kutlamalar birbirini takip etti.. Ne mutlu ki ailelerimizle birlikte olabildik.. Ben"nerede o eski bayramlar" demiycem..Zira neredeyse aynı havada bayram kutlamalarımızı yapabilen ender ailelerdeniz herhalde..İlk sabah önce annemlerde başladık el öpmeye..harçlık almaya.. geleneksel vişne likörü eşliğinde çikolataları denemeye...öğle yemeğinde kardeşim, eşi ve prensesimiz Leyla da bize katılınca neşemiz katlandı.. Ada 4,5 yaş ile birlikte artık kuzenleriyle eskisine göre daha rahat ve huylu oynamaya başladı.. hatta koruma ve paylaşma içgüdüsü fazlasıyla olgunlaştı..
Akşam yemeği için ise Babaanne ve Dedemize gittik, hepimiz şık bayramlıklarımızla pek bir hoştuk..orada da bir harala bir gürele..özbek pilavı yemeği muhteşemdi bu arada..
Ertesi gün, Bayramın II.günü.. Fındıkoğlu Ailesi yemeği vardı. Her sene bir bayramda böyle tüm aile bir araya geliyo, Feneryolu Belvü adlı lokantada.. çok da iyi oluyor,kalabalık aile , tek tek herkesi dolaşmak, bayram trafiğinde epeyce keşmekeş yaratıyordu ve bir güne sığdıramıyorduk, özellikle bizim gibi köprü geçenlere bu fikir çok ideal geliyor..En yaşlımız Sabahattin Amca ile en genç Mercan bir araya geldiler..harika bir hava vardı ve sigara içme yasağı sayesinde tertemiz bir ortamda oturabilmek güzeldi..haberler alındı haberler verildi..yemekler yenildi , tatlı sohbetler sonrasında herkes evinin yolunu tuttu...Bayramın III. günü de eski arkadaşlar bir araya geldik, çoluk çocuk.. harika bir sofra kurulmuştu.. benim nazik ve eski İstanbullu arkadaşım Lale.. ellerine kollarına sağlık...geldik son güne, hava muhteşemdi ve aldık yemeklerimizi ver elini, büyük bahçe..Polonezköy'de muhteşem sonbahar renklerinde, havanın tadını çıkarttık..büyük tur yapı yürüyüşümüzü tamamladık ve country club'a kadar gittik.. oradaki hayvanat bahçesini bayaca büyütmüşler. Gelecek sefere mutlaka Ada ile bir ziyaret yapmalıyız..
Geçmiş Bayramınızı Kutlarız...

25 Kasım 2009

Domuz Gribi...

Evet bizim evden de geçti bir süre önce.. tam 3 hafta uğraştık.. önce hafif bir soğukalgınlığı gibi başladı .. birkaç gün sona sabah Ada kalktı ve annecim bacaklarım çok ağrıyor yürüyemeyeceğim galiba dedi.. önce, birgün evvel çok oynayıp koştuğu için kasları ağrıyor diye düşündüm..ama sona biraz ateşinin de olduğunu farkettik..hemen doktorumuza danıştık.. bizi influenza testine gönderdi..testimiz negatif çıktı ama temkinli olalım ve takip edelim dedi. 3.gün çok yüksek ateş ile kendini belli eder veya düşebilir dendi.Gerçekten de 3. gün 39.4lere çıkan ateşimiz ile domuz gribimize hoşgeldin dedik.. Tabii ki tek belirti ateş değildi, öksürük, burun akıntısı, halsizlik ve yüksek ateş.. Bir daha teste gitmedik, açıkçası ve Tamiflu'ya başladık.. O da ayrı bir konu tabii ki.. Bu ilacı bulmak ne kadar zor oldu.. Neyseki sitemizdeki eczanemiz bizi 2 gün önce uyarmış ve ellerinde olan bir 30mg lık ilacı vermişti.. Hiç hasta olmamasına rağmen , her ailenin bir iki ilacı aldığını ve bu nedenle de stoklarda yoka girdiğini anlatmıştı ama bu kadar da olmaz dedim ben. Allah'tan elimizde bir kutu vardı, yoksa doktor bize ilaç bulun dese ve biz bulamasak o sırada büyük stres olurdu herhalde..Ateşin düşmesini bekleme ve bu arada ilacın yan etkilerini bilememek bizi ilk birkaç gün çok yordu ama çok şükür diyelim.. bunu da atlattık..o günlerde bizi arayan herkese çok teşekkürler..artık virüsten dolayı mı yoksa ilaçtan mı bilemiyorum Ada nın eski haline dönmesi 2 hafta aldı.. Miniğim, oturarak bile bir oyun oynayamıyordu, kendini bir koltuktan diğerine attı hep ve dinlenerek geçirdi bu mereti. Bakalım önümüdkei günler bize neler getirecek..herkese sağlıklı günler..

Kalbim Orda Kaldı.. yedigöller..


Türkiye'de hakikaten müthiş doğa zenginlikleri var.. biz de onlardan birine doğru bir yolculuk yaptık haftasonu.. Adanın domuz gribi nedeniyle oldukça yoğun ve yorgun günler geçirmiştik. Tam 12 gün evden çıkamadık ondan sonra da aşamalı olarak.. dolayısıyla bu haftasonu tatili bize en iyi ilaçtan bile daha iyi geldi.. 3 araba yola çıktık, Bolu'ya kadar otobandan gittikten sonra Bolu Batı çıkışında ayrıldık ve Bolu Merkeze girdik..orada biraz zor olmakla birlikte Yedigöller 42 oklarını takip ederek esas yolumuza çıktık.. Gerçekten yorucu bir 40 km idi..yer yer çamur deryası, yer yer derin ve su dolu çukurlar..arabamızın amortisörlerini elimize aldık denebilir !!Ama her virajda başka bir manzara, her dönmeçte birbaşka renk deryası.. Derken birden karşınıza çıkıveriyor Yedigöller Milli Parkı, giriş için araba başına 6 TL ödedik..ve park yerlerine doğru ilerledik. İyi düzenlenmiş, etraf çok temiz, hep uyarı levhaları var. Büyük çöp bidonlar konmuş. Mangal yapılmasını önlemek amaçlı ortak kullanıma açık, çok güzel barbekü ocaklar yapılmış..Tek eksik, yönlendirme tabelaları, nereye yürünecek, sırada hangi göl var , genel 2 tabela var o kadar, bir broşür bile yok..Çok sakindi, 2 minibüs 2 de araba vardı bizden başka.. Mevsim genelde Ekim sonuna kadar dolu oluyormuş, artık Kasım biraz geç tabii. Ama renkleri tarif etmek , yazıyla dillendirmek mümkün değil, turuncunun, sarının ve kahvenin her tonu, altın bir derya deniz..göllerin yeşil mavisiyle raksediyor..Saat 15.15'e kadargüneş bize izin verdi ama sonra aniden dağların arkasında kaldı. Biz de dönüş yolumuza başladık. Mengen' doğru..Zira kalacağımız otel/pansiyon Mengen yolu üzerinde..Tam 53 km gittik, biraz zordu, yani sabahki parkuru arar olduk.. Yorgunuz, açız.. Gitgit bitmedi, berbat bir yol, acaba özellikle mi o şekilde bırakılmış anlayamadık.. Hindiba tabelasını gördüğümüzde sevinçten arabalardan dırlayıp dansetmeye başladık..Konakladığımız tesisi çok beğendik.. Tam o yöreye göre, odalar 3lü birbirinden ayrı binacıklar, herşey düşünülmüş... Lokanta kısmı ve özellikle dinlenme alanı hoş.. ama biraz daha iyi yemekler ve yöreye özgü zenginlikler sunulabilir, sonuçta Mengen'de mutfak kültürürnün kalbindeyiz..Akşam partisi ve ertesi gün Gölcük gelecek yazımızda...Fotoğraflar için tıklayınız..

5 Kasım 2009

Okul Hatırası...


Playhouse yeşil zebralar ekibinden bazı üyeler, soldan sağa
Ada Fındıkoğlu, Aksel, Ege, Selin ,Kutay ve Nehir...
canımcımlar, çok tatlısınız...hepiniz...

Müzik.. ve Leyla'm

21 Ekim 2009

Anne ve Baba Geziyor..

Bütün bu tadilat işlerinden hemen sonra anne ve baba olarak bir geziye gittik. Yarı iş yarı tatil. Münih ve Füssen. Münih'de babamız fuara katıldı ben de elimde metro ve şehir haritası, 3 günlük bilet ile her yere girip çıktım. Daha ince de Münih'de bulunduğum için birçok yer tanıdık idi.. Hava çok güzeldi, orası için ortalamanın üzerinde.. akşamları da sokaklarda sokak çalgıcılarını dinleyerek vakit geçirdik.. Fotolar...

Yeni oda yeni Ada :))


Bir süredir evdeki tadilat işlerinden kafamızı kaldıramadık...
Ada'nın odası ve salonda bazı yenilikler yapmamız gerekti.. Ada abimiz artık eski bebek yatağına sığmadığı için.. ona yeni bir yatak ve tabii oda düzeni yapıldı.. Duvarlarımız ADA rengi oldu.. İstediği şekilde boş bırakıldı ve resim yapması , sticker yapıştırması için bolca alan yaratıldı.. Ayrıca IKEA'dan aldığımız yatak çokrahat ve pratik oldu. Biraz odamızı küçülttü ama ona daha fazla oyun alanı yaratmış olduk.. çok keyifle uyuyor.. korktuğumuz gibi merdivenleri çıkma ve inme sorunu da yaşamıyoruz.. En büyük korkumuz çiş olayı idi, buradan nasıl indiricez diyorduk, ama sanki bizi duydu ve arkadaş artık hiç kesintisizi sabaha kadar tutup uyuyor...çok mutluyuz...

17 Eylül 2009

Elmalı Tarçınlı Kek


Ada ile kek yaptık. Bu sezonun ilk keki. Polonezden gelen elmalr ile yaptık..Biraz pişirirken oyuna dalmışız.. hafiften yaktık ve içi kuru oldu ama lezzeti fena değildi.. Bize Afiyet Olsun :))

Bu hafta menüde neler vardı:))

Bu hafta biraz geç kaldık ama menümüzü Pazar gecesi yapmıştık

Pazartesi:
  • Balık (Palamut)
  • Salata
Salı:
  • Bezelyeli ve Mantarlı Pilav Güveçte
  • Mantarları iyice temizledikten sonra, 100 gr tereyağ ile biraz kavurduk. Suyunu çekmesi için biraz kapağı açık bıraktık, 2 bardak pilavlık pirinç içine ekledik, suyumuzu da kattıktan sonra pişmeye bıraktık. Suyunu çekmeye yakın bezelyeli IGLO karışımdan bir paketi de attık (ama karıştırmayın) ve iyice suyunu çekmeke bıraktık. Demlenmesi için altını kıstığımız pilavı 15 dk. sona kapattık. Biraz ılınınca bir borcama aldık, üzerine bol taze kaşar peynir rendeleyip fırına verdik. Aynı şeyi tek kişilik güveç servislerde de yapabilirsiniz. Sunumu çok hoş oluyor.
  • Zeytinyağlı Fasulye
Çarşamba:
  • Pilav Güveç kalanın yanına
  • Haşlanmış Tavuk Söğüş
  • Ben büyük tavuk butlardan alıyorum ve onları 1 havuç 1 paptes ve yarım soğan ile az yağ atıp düdüklü tencerede kendi suyunu salacak şekilde pişiriyorum. Ilınınca tavukları biraz suyuna söğüş didikliyorum.
Perşembe:
  • Tavuk Suyuna Şehriye Çorbası
  • Bir gün önce yaptığımız tavuk suyuna havucu ve patatesi ezip, b,raz kalan tavuk söğüşü katıp tel şehriyeli bir çorba yapıyoruz. Genellikle ben 5 barda su ile yaparım. Bunun 1 bardağı tavuk suyu olur. İyice kaynayan çorbamıza yumurta ve limon suyu ile yapacağınız terbiye çok yakışıyor.
  • Sebzeli Bulgur
  • Evde kalan sebzelerden kabak, havuç ve biberi biraz yağda soteliyoruz, biraz domates püresi katıyoruz. Üzerine bütün bir soğan ile bulgur pilavımızı ve suyunu da ekledikten ve baharatladıktan sonra pişmeye bırakıyoruz. Çocuklar için renkli bir pilav oluyor.
Cuma:
  • Çorbamız halen var.
  • Bulgur Pilavımız da geçerli.
  • Köfte (Pratik bir Cuma seçeneği oluyor:))
Cumartesi ve Pazar:
Yaşasın Bayram... Ada'nın Annesinin Mutfağı kapalı.. Yaşasın Büyükler...

15 Eylül 2009

Salçalar..Melemen


İşte bizim yaptığımız salçalar.. büyük bahçemizin domateslerinin yanı sıra pazardan aldığımız biraz geçmiş olgunca domatesleri biz soyup doğrayıp reçel tenceresinde biraz tuz atıp kaynatıyoruz. Sona sıca sıcak iken temizlediğimiz ve yeni kapaklar aldığımız (bu önemli eski kapaklar ile olmuyor) kavanozlara koyuyoruz biraz zeytinyağ damlatıp sıkıca kapatıyoruz ve ters çevirip 1 gün bekletiyoruz. Ertesi gün vakumlanmış oluyorlar ve saklama dolabımıza yerleştiriyoruz.
Bu sene Polonezköydeki bahçemizde bol bol biberimiz de olduğu için onları da ziyan etmedik ve domateslerden önce onları tenceremizde biraz zeytinyağ ile kavurup salçalarımızı biberli yaptık.
Bize 10-12 kavanoz (1lt) yetişecek gibi yaptığım hesaplara göre...sizler de evdeki yemek yapma ve kişi sayınıza göre bu kavanozları artırabilirsiniz...

İlk vesikalık fotoğraf..

Ada'nın ilk vesikalık fotoğrafını çektirdik okul için.. kehkeh.. çok şirin.. artık adam olduğunun kanıtıdır fotoğraf ... bakalım scan edip koyabilecek miyim?

10 Eylül 2009

Evdekiler....

Bu haftanın menüsünde, bozulan daha doğrusu açık kalan buzluktan indirdiklerimizi kullanmak zorunda olduğumuz için çok fazla alternatifli yemekler zinciri oluştu...

Kıymalı Fasulye
Mısırlı, şehriyeli tavuk çorbası..
İzmir Köfte
Pilav
Revani Tatlısı

Kıymalı Fasulye tarife gerek var mı? Biz bayılıyoruz...Fasulyelerin kenarlarını kestikten sonra diagonal olarak büyük baklava dilimleri şeklinde kesiyoruz. Hem görsel olarak şık oluyor, hem de Ada için yemesi kolay ve pratik..
Pilav bizim için vazgeçilmez...
Mısırlı Çorbamız için önce 1 adet tavuk göğüs (veya 2 but) haşladık.. suyuna bir adet küçük konserve mısır ve 1 avuç arpa ya da tel şehirye attık, 3 bardak kadar ılık su ilave ettikten sonra biraz kaynarken bir kenarda ılınan tavuğu didikledik ve kaynamaya bıraktık. Kaynayan çorbaya yumurta ve limon suyu ile terbiye yaptık. Tuz ve kararbiber ve bizim için vazgeçilmez kimton baharatlarını herkes kendine göre kullanabilir..
İzmir Köftemiz için parmak şeklindeki köfteleri biraz zeytinyağ ile kızarttıktan sonra , salça veya taze domates (biz kendi domates ezmemizi yapıyoruz) biraz ılık su ile bir taşım kaynatıyoruz, köfteleri (geniş bir tencere tercihen) dizip, yuvarlak dilimlenmiş patatesleri ve birkaç biberi onların üstüne dizip altını orta kısıklıkta pişmeye bırakıyoruz...
Revani Tatlısı , hazır Kek un ile 3 yumurta, bir çaybardağı (Ajda) süt karıştırdıktan, ki Ada ile karıştırdık, biraz yağladığımız diktörgen bir borcama döktük, sonra fırında 160 derecede ağır ağır üzeri pembeleşinceye kadar pişti..sıcak sıcak aldığımızda diğer bir tarafta 6 bardak su ve 3 -4 su bardağı toz şeker ile yaptığımız sıcak şerbeti yedire yedire döktük...(çok şekerli olmuyor, dileğe göre 5 bardak bile toz şeker kullanabilirsiniz..tatlandırıcılardan uzak duralım...
Afiyet olsun...

Yeniliklerimiz


Bu aydan itibaren Adanın Mutfağında iki ayrı bölüm daha olacak..

Ada Mutfağı.. Bu bizim Girit Adamızın mutfağından günümüze uyarlamaları sizinle paylaşacağımız bölüm olacak...varsa bize tarif gönderebilirsiniz de ...,

İkinci yeni bölüm ise ADA'mızın Günlük Mutfağı olacak.. Burada da ben ev menümüzü sizlerle paylaşacağım...

3 Eylül 2009

2 Haziran 2009

Kene korkusu :(((

Maalesef uzaktan izlediğimiz bu konu bize de yakın oluverdi bir anda.. evdeki teyzemize haftasonu pikniğinde bir adet kene yapışmış.. kendisi bunu ilk gün farketmemiş.. öyle bize gelmiş dolaşmış, ertesi akşam kaşıntı olunca diz kapağının arka bölgesinde farketmiş ki küçücükten bir kene mevcut.."daha evvel de olmuştu, biz alışkınız" mantığı ile cımbız yardımı ile çıkartmış keneyi ve tuvalete atmış..bugün de hastaneye bir zahmet gidip tahlil yaptırmış.. bu arada beni aldı bir telaş...ve sinir.. bütün her tarafım kaşınıyor...doktorumuzu aradım hemen.. işte bulaşır bulaşmaz neler yapabiliriz diye.. tabi ilk olay keneyi çıkartıp atmamalıymış, en azından kapaklı bir kutuda tahlile götürmeliymiş.. insandan insana geçmiyor arada taşıyıcı aynı kene olmadıktan sona..ama tabii bazı önlemler aldık, kene kovucu bir sprey aldım eczaneden.. özellikle bahçelik bir yere giderken Ada nın eşyalarına, çamaşırlarına,v.s. havadar bir yerde sıkıp , öyle giydiricem.. bir de gizli yerlere bakmak önemli, koltuk altları, şaç dipleri, diz bacak arkaları ve göbek deliği gibi...umarım başımıza bir iş gelmeyecek..herkese dikkat..